RSS

Neil Faulkner: Markist bir Dünya Tarihi, 2014

11 Jun

Özgür Üniversite (@ozguruniversite), 10 Haziran 2014

Yordam Kitap tarafından düzenlenen Markist bir Dünya Tarihi (A Marxist History of the World) kitabın tanıtımı olan toplantıya Neil Faulkner’un kim olduğunu araştırmadan gittim.

Konuşmaya şortla gelme nedenini, kapitalizm nedeniyle toplu taşımanın gelişmemiş olmasından dolayı sıkışan trafik olduğunu söyledi. Ben zaten başka bir odada barkovizyondan seyrettiğim için o da ayakta ama masanın arkasından konuştuğu için ne giymiş olduğunu farketmemiştim; ayrıca şortla gelmiş olduğunu da fark etmeyebilirdim. Konuşan kişinin üzerine ne giydiği konuşmasının niteliğini değiştirmiyor bana göre ama belki kendisi Nasreddin Hoca’nın “Ye kürküm ye” sözünü bildiğinden, bu toprakların kültürüne göre şerbet vereyim diye düşünmüş olabilir.

Ayşe Düzkan’ın fedakarca yaptığı ardıl çeviri ile yaklaşık 45 dakika konuştu; bir hesapla yaklaşık 20 dakika. Daha sonra sorulara geçildi ama bazı sorulara “Kitabımı okuyun” cevabı çıktı.

Dünyanın gittikçe kötüye gittiğini, bu nedenle “ya barbarlık ya devrim” tercihini yapmamız gerektiğini, dünya tarihinin zaten tercihler ve seçimlerle oluştuğunu önceden belirlenmediğini belirtti. Barbarlığın teknolojik gelişmeyle bağlantılı olmadığını, rekabet temelli cinayetlerin endüstrileşmesi ile bağlantılı olduğunun altını çizdi. Tarihsel olarak sınıfların nasıl şekillendiği konusunda ise yeni bir fikir duyamadım.

2017 yılı tarihin sınıf mücadelesinin en değerli devrimi olan Sovyet devriminin 100. yıl dönümü olduğunu hatırlattı. Tabii Stalin’i ve Troçkin’i devrim sonrası sosyalizmin sürdürülemez hale gelmesinin nedeni olan politikanın sınıfsal olarak değil kimlikler üzerinden yürütmelerinden dolayı eleştirdi. Zaten kendini Leninist diye tanımlamıştı. Dinleyiciler arasında “başarılı bir devrim 4-5 sene mi sürmüş” fısıltıları dolaştı.

Günümüzde devrimin gençler tarafından, büyük kitle birliği oluşturarak, yeni demokrasi araçları oluşturarak ve farklı insanlardan oluşan kitlenin hareketlenmesiyle gerçekleştirileceğini belirtti. Yaşlı dinleyiciler arasında homurdanmalara neden oldu ama en güzel soruyu Ayşe Düzkan patlattı: “Kimlik üzerinden değil sınıf üzerinden konuşalım diyorsunuz. Peki devrimi gençler yapacak diyerek de kimlik kategorizasyonu yapmıyor musunuz?” Evet veya hayır demese de yaşlıların mücadele tecrübelerini gençlere aktararak destek verebileceğini söylerek “yaşlı” ve “genç” kimliklendirmesine devam etti.

Kitabının önsözünde Gezi ’13 olaylarından bahsederken sanırım sokaklardaki büyük kitlenin gençlerden oluşması nedeniyle devrim heyecanı sarmış. “Londra’da yerimizde duramıyorduk, Taksim’de olmayı istiyorduk”… Oradan bakınca demek ki sadece gençler gözüküyormuş. Dahası “Bankada yüksek maaşla çalışanlar polise karşı direnmez” sözü ile desteklediği Gezi ’13 nin bir işçi sınıfı hareketi olduğu değerlendirmesi de hem olayları tam analiz edemediğini hem de sınıf kavramının tekrar tanımlamasına ve sınıfların sınırlarının tekrar belirlenmesine gerek olduğunu bir kere daha göstermektedir. Kitabı henüz okumadığım için bilmiyorum belki açıklamıştır.

Belki de son kere Robinson Crusoe 389 yu görmemi sağladığı,
image

sonrasında da Büyük Londra Oteli terasında arkadaşlarımla sohbet etme fırsatı oluşturduğu için bu konferans yararlı oldu.

 
Leave a comment

Posted by on June 11, 2014 in Dinledim

 

Tags: , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

 
refugeewatchonline

formerly hosted at refugeewatchonline.blogspot.in

Leylek ve Levrek

Ciddi & Gayri-Ciddi Laga Luga

Bibliolore

The RILM blog

ali esgin

SOSYOLOGCA ŞEYLER...

BEKS

Bellek ve Kültür Sosyolojisi Çalışmaları Derneği

LGBTI NEWS TURKEY

English language translations of news, reports, opinion pieces, and essays on LGBTI+ rights in Turkey

Kebikeç Dergi

insan bilimleri için kaynak araştırmaları dergisi

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû

%d bloggers like this: